Edep; Ya Hu -256- KUR’AN, MÜSLÜMANLARA  UYARILARINI ÇOK NAZİK YAPAR

Edep; Ya Hu -256- KUR’AN, MÜSLÜMANLARA UYARILARINI ÇOK NAZİK YAPAR

Kehf Suresi 54. Ayette “Allah’ın misali” ve “insanların didişmeye düşkünlüğü” olmak üzere iki bilgi birlikte ele alınmıştır. Kehf Suresi 54. Ayette iki bilgi var: Allah’ın misali ve insanın didişen özelliği, insanların didişmeye düşkün olmaları… Ankebut Suresi 43. Ayette ise misalleri âlimlerin akledebileceği bilgisi vardı. Bu üç bilgiyi birleştirirsek görürüz ki; zalim, kâfir ve fasık vasıflı insanların akıl örtücüleri vardır ve onların akıl örtücülerinden en önemli birisi didişme özellikleridir. Didişmenin oluşturduğu cazibe ve haz, o kişinin aklını örter. Hatta bu hal kalbi kılıflayan ğıll’i de tetikler. Didişmenin cazibesi ve hazzı o derece gizli ve sinsidir ki didişen veya didişenler bu hazza ve sinsiliğe o derece esir olurlar ki kimle didiştiklerini bile göremez, umursamaz olurlar; “Bırak inceldiği yerden kopsun” tavrıyla saldırır da saldırırlar. Bu sebepten, öyle kişiler çok rahatlıkla Allah’la, Allah’ın Sistemiyle, Allah’ın Nebi ve Rasulleriyle, Kur’an ve ayetlerle, annesi veya babasıyla, eşiyle, çocuklarıyla, başka sevdikleriyle çok kolay didişebilirler. “Ben duniHi bir ilahım” iddiasında bulunanlar, bu iddiaya göre hayat tarzı oluşturanlar, bir de Amentü Billahi dediği halde bu beyana uymayan davranışlarını hayat tarzından reddetmemiş olanlar konusu, zamanı, mekânı önemli olmaksızın didişirler, didişmeye düşkündürler ve didişmeye mecburdurlar. Birisini bulamazlarsa kendileriyle didişirler…
Didişmeyi ileri derecede hayat tarzı haline getirmişleri Kur’an’dan tanıyabiliriz. Bunun için “ben duniHi bir ilahım” iddiasında bulunan ve içerisinde düştüğü ilahlık hissiyatıyla hareket eden zalim, kâfir ve fasıkların didişmeye olan düşkünlükleriyle beraber onlara has karakteristik bazı özellikleri şöyle sıralanabilir:
• Didişme özelliklerine ilahlık menfaat hırsları karışır ve Haşr Suresi 14. Ayete göre bu kişiler birlik oluşturamazlar, bir cemaat olamazlar.
• Zümer Suresi 45. Ayete göre böyle insanların kalpleri Kur’an’ın nurundan tiksinir.
• Kur’an’ın misalleri ve öğütleri İsra Suresi 41. Ayete göre onların nefretini artırır.
• Kur’an’ın tebliği Nuh Suresi 6 ve 7. Ayetlere göre bu duniHi ilahların küfrünü artırır, ilahlık iddialarını kuvvetlendirir.
• Kalem Suresi 51. Ayete göre duniHİ ilahlar Kur’an’a tabi olmuşları görünce gözleriyle devirecek gibi bakarlar.
• Hac Suresi 72. Ayete göre müminlere saldıracakmış gibi tavır alırlar.
• Enfal Suresi 35. Ayete göre duniHi ilahların salâtları, yani kendi zannlarına göre bir şeyi kutsamaları ıslık çalmak ve el çırpmaktır. Hatta cenazelerini de böyle götürürler.
• DuniHi ilahlar didişmekte, huzursuzluk çıkarmakta ve ilahlar arası hasımlık yapmakta Zuhruf Suresi 58. Ayete göre çok yeteneklidirler.
• İşte bu mütekebbir davranışlar sergileyen duniHi ilahlar Müminun Suresi 67. Ayete göre gecenin çok önemli zamanlarını Allah’a karşı hezeyan içeren faaliyetlerle geçirirler.
• Çünkü duniHi ilahlar Necm Suresi 23. Ayete göre ancak zanna ve hevalarına tabi olurlar.
İnsanların Hakk yolda Kazanılmış Değişimlerini gerçekleştirebilmeleri çok önemlidir. Kazanılmış Değişimlerini gerçekleştirebilmeleri ve değişimlerini ileri düzeylere taşıyabilmeleri için önemli bir uyarı Cum’a Suresi 5. Ayetle inananlara bildirilir. Cum’a Suresi 5. Ayet “Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin misali ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlamış olan kavmin misali ne kötüdür. Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez” buyurmaktadır.
Ayet, Yahudilerin yanlış davranışlarını konu almaktadır. Ancak Yahudiler bu ayeti okuyup da ders alacak, öğüt alacak değillerdir. Dolayısıyla bu ayet Yahudilerle ilgili olmasına rağmen muhatap Rasulullah (SAV) Efendimiz’e tabi olmayı tercih etmiş olanlardır, müminlerdir. Hep hatırlattığımız bir gerçektir ki; Kur’an, Müslümanlara uyarılarını çok nazik yapmaktadır. Müslümanlar için özel bir merhamet içeren Rahiym esmasının izlerini bu uyarıların tarzında da görebiliyoruz. Bu ayette verilen misalde, “bir kitaptan yükümlü olmayı siz tercih yetkinizle kendiniz seçiyorsunuz. Sonra da kitabın hükümleriyle hükmetmiyorsunuz. Sizin bu haliniz kitapları sırtında taşıyan ama kitabı değerlendirme yeteneği bulunmayan hayvanlardan farklı olmaz” denilmektedir.
Misalde hayvanla kıyaslama geçince şu ayeti ve şu konuyu da burada dile getirmek gerekir. Bir hal daha vardır ki o şudur: Bir kitaptan sorumlu olmayı tercih etmeyip ancak kitabın kurallarıyla, hükümleriyle, Allah’ın Nebi ve Rasulleri ile alay etmek! İşte böyle davranan insanlar ise A’raf Suresi 179 ve Furkan Suresi 44. Ayetlerde “hayvanlardan da aşağı” tanımlaması yapılmaktadır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi