Edep; Ya Hu -260- KALBİ KATILAŞMIŞLIK

Edep; Ya Hu -260- KALBİ KATILAŞMIŞLIK

“Sonra (bir müddet geçince) kalpleriniz yine katılaştı; taş gibidir o (kalpler), belki de daha katı. Muhakkak ki taşlardan bazıları var ki onlardan nehirler fışkırır. Ve (o taşlardan) bazıları var ki, şakk diye yarılır da ondan su çıkar. Ve öyleleri de var ki, haşyetullah dolayısıyla aşağılara düşer… Allah amellerinizden gafil değildir.” (Bakara-74)
“Andolsun ki; Biz bu Kur’an’da insanlar için her çeşit misale yer vermişizdir. Şayet onlara bir mucize getirsen inkârcılar kesinlikle şöyle diyeceklerdir: Siz ancak batıl şeyler ortaya atmaktasınız. İşte bilmeyenlerin, (duniHi ilah olmakta ısrar edenlerin) kalplerini Allah böyle mühürler.” (Rum 58, 59)
Bakara Suresi’nin 67-71. ayetleri Yahudilere kesmeleri emredilen bir sığırla ilgilidir. Orada geçen sığır (bakara) kelimesi sebebiyle de surenin ismi Bakara olmuştur. Bakara Suresi’nin bu ayetlerini takip eden 72 ve 73. Ayetlerinde ise İsrailoğullarının, Yahudilerin kestikleri bu sığırın bir parçasıyla Hz. Musa (AS) İsrailoğulları için Biiznillah bir mucize gerçekleştirir, orada da bu mucize anlatılır. Yani 67-71. Ayetler arasında hikâye edilen konu Yahudilere kesmeleri önerilen sığır, 72 ve 73. Ayetlerde ise bu kesilen sığırın bir parçasıyla Hz. Musa (AS)’ın İsrailoğullarına Biiznillah gerçekleştirdiği mucize anlatılır. Şimdi ele alacağımız Kur’an misalimiz işte bu olaylardan sonra gelmektedir.
Hz. Musa (AS) böyle bir mucize gerçekleştirmişti, çünkü eski Mısırlılar ineğe tapmaktaydılar. Bir dönem Yahudiler de buzağıya tapmışlardır. Yani Hz. Musa kavminin geçmişinde ineğe, buzağıya tapma kültürü yatıyor. Dolayısıyla da Hz. Musa (AS) kavmine, İsrailoğullarına bir sığır kestirerek, sonra da o sığırın bir parçasıyla da Biiznillah Allah Rasülü olarak bir mucize göstererek onlara “sizin tapmakta olduğunuz putların da Yaratıcısı Allah’tır, o putlar da Allah’ın kuludur, onlar da Allah’ın hükmü altındadır” demek istiyordu.
Bu olaylardan sonra bir müddet İsrailoğulları Hakk yolda duruyor gibi davrandılar. Yani yaramazlık yapmadılar, ancak aradan bir süre geçince bu yaramazlık yapmaktan, Hz. Musa (AS)’ın tavrına karşı durmaktan korkuları geçti ve bu çok uzun sürmedi. Yine Hakk yoldan uzaklaştılar ve Hakk bilgilere karşı kayıtsız, saygısız davranarak yaşamaya başladılar. İşte İsrailoğullarının bu döneklikleri için Rabbimizin misali vardır; Bakara Suresi 74. Ayette verilen Allah misalinde “kalpleriniz yine katılaştı; taş gibidir o kalpler” denilmektedir.
Kalbin katılaşması tabiri, esfele safiliyn formata dayalı dünya hayatı yaşantısında da kullanılan bir tanımdır. “Kalbin katılaşması” veya “taş gibi kalbin olması, esfele safiliyn format gereği ilahlık hissiyatı ile yaşayan duniHi ilahların kendi ilahlık alanlarına karşı merhametsizce, acımasızca yapılan, taviz gösterilmeyen hamlelerde bunu yapanları itham ettikleri bir yakınma ve suçlama biçimidir. Ancak Allah misalinde geçen “kalbin katılaşması” bundan çok farklıdır. Allah misalinde geçen kalbin katılaşması, insanların Allah’a ve hükümlerine karşı insafsız, merhametsiz, nankör ve akılsız yaklaşmaları ve bu hallerinden de taviz vermemeleri anlamına gelir. Bu hallerini savunmak için saçmalamaları ise katılaşmış ve taş gibi olmuş o kalbin çoraklığıdır.
Rabbimiz verdiği bu misalde yine kendi kulu olan taşın sertliğini ölçü almıştır, taşın kendisini değil. Taşın kendisinin, kişiliğinin ölçü alınmadığını ayetin devamından anlıyoruz. Ayetin devamında, taşlardan nehirlerin fışkırdığı, bazı taşlardan su çıktığı, bazı taşların da Allah’a karşı yüksek bir edebe bürünerek bu edeplerinin tesiriyle yerlerinden koptukları belirtilmektedir. Hz. Yakup (AS)’ın oğullarının, diğer adıyla İsrail’in oğullarının bu davranış biçimleri Hz. Yusuf (AS)’a karşı yapılanlardan itibaren, Hz. Musa (AS)’a kadar hiç değişmemiştir. Hz. Musa (AS)’dan Hz. İsa (AS)’a kadar da böyle devam etmiştir; İsrailoğullarının, halleri düzeliyormuş gibi yapıp hemen akabinde sapıklıklarına dönmek şeklindeki davranışları hep devam etmiştir. Bu durum günümüzde de böyledir, kıyamete kadar da anlaşılıyor ki Hz. Musa kavmi bu yanlışa devam edeceklerdir. Hz. Musa (AS)’ın kavmini kurtarmaya korumaya çalıştığı daima ikincil şirk olmuştur. Burası önemli, lütfen bu kısmı aklımızda tutalım. Ayetteki Allah misaliyle ilişkili ana kolonlardan birisi budur. Hz. Musa (AS) kavmini daima ikincil şirklerden kurtarmaya, ikincil şirklerden korumaya gayret etmiştir. Ancak, İsrailoğulları bu sınavı hiçbir zaman başaramadıkları için tebliğ olarak onlara birincil şirkten kurtulma o dönemde anlatılmamıştır, yani onlar için sıra birincil şirke hiç gelmemiştir. Yine, İsrailoğulları kavminden olan Hz. İsa (AS) İsrailoğullarının bu noksanlığını tamamlamak için onlara birincil şirke karşı tebliğde bulunmuşsa da İsrailoğulları bu şanslarını da kullanamamışlardır. Hz. Musa (AS), İsrailoğullarının bu nankör davranışlarını Saff Suresi 5. Ayette belirtildiği üzere “ey kavmim! Muhakkak ki benim size Allah Rasülü olduğumu bildiğiniz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?” diyerek dile getirmiştir. Saff Suresi 6. Ayette de “Meryem oğlu İsa dedi ki: Ey İsrailoğulları! Muhakkak ki ben size Allah Rasülü’yüm. Tevrat’tan önümde olan için tasdikleyici ve benden sonra gelecek, ismi Ahmed olan bir Rasülü müjdeleyici olarak irsal olundum. Onlara apaçık kanıtlar ve mucizeler ile geldiğinde bu apaçık bir sihirdir dediler.” denilmektedir.
Saff Suresi 5. Ayetten öğreniyoruz ki Hz. Musa (AS) kavmi olan İsrailoğulları hem nefslerine zulmeden hem de Rasullerine eziyet eden bir kavimdir! Saff Suresi 6. Ayetten de öğreniyoruz ki Hz. İsa (AS) da İsrailoğullarının arasından çıkmıştır ve İsrailoğullarına hükümlerine uymadıkları Tevrat’ı anlatmak, iman ile ilgili daha ileri bilgileri onlara duyurmak ve Hz. Musa (AS) ile Hz. Muhammed (SAV) arası dönemi ileri iman bilgilerine hazırlamak için görevliydi. Bu amaçlarla gelmişti. Bu görevinin ipuçlarını da Saff Suresi 6. Ayette bulmaktayız.
Evet, Hz. Musa (AS)’ın kavmi İsrailoğulları hep “ikincil şirk” ile ilgili uyarılmışlardır. Ancak bu sınavı hiçbir zaman başaramamış ve dolayısıyla da kalpleri hep katı kalmıştır…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi