Edep; Ya Hu -269- SİSTEMDE İNANAN İÇİN OTOMATİK ÇALIŞAN EMİR

Edep; Ya Hu -269- SİSTEMDE İNANAN İÇİN OTOMATİK ÇALIŞAN EMİR

Allah’ın mümin kula öyle bir merhameti vardır ki… O merhameti görmek için Mu’min Sûresi 3. ayete bakalım: Ğafiriz zenbi ve Kabilit tevbi, Şediydül ıkabi, Zit tavl. La ilahe illâ HU, ileyhil masıyr.”
Allah Ğafir’iz Zenb’dir: Günahları mağfiret edici ve örtücüdür.
Kabilit Tevb’dir: Tövbeyi, Rabbine dönmeyi, kendisine yönelmeyi kabul edicidir.
Şediyd’ül ikab’dır: Azabı şiddetli olandır.
Züt tavl’dir: Lütfu ihsanı bol olandır.
La ilahe illa HU, ileyhil masıyr…
Bu “La ilahe”yi daha iyi, daha ileri nasıl anlarız? “La ilahe”yi daha iyi anlamak için şu manada da düşünmeniz lazım. Hele de zikrini, tefekkürünü yaparken, tefekkürle “La ilahe” derken, onun tefekkürünü yaparken sizi hızla yükseltecek mana nasıldır, bir iki cümleyle onu söyleyip devam edelim.
La ilahe: Tanrılık iddiaları, ilahlık hissiyatlarınız boştur, yoktur! Dikkat edin, mana verirken “tanrı yoktur” demedik! O mana çok doğru değil. Hepsini kapsayacak ve ilerletecek mana budur: Tanrılık iddiaları, ilahlık hissiyatları boştur/yoktur. İlla HU…
İleyhil masiyr: Dönüş O’nadır.
Lütfen bu tefekkürle “La ilahe” zikrini deneyin, göreceksiniz…
Mümin Suresi 3. ayetteki “ğafiriz zenbi, kabilit tevbi, zit tavl” esmaları ve bu üç esmanın, bu üç özelliğin arasında neredeyse kaybolmuşçasına geçen “şediydül ıkab” dikkatimizi çekmeli, mümin kula merhameti anlamaya çalışmalıyız.
Mümin Sûresi 3. ayette üç özellik sayılır: 1) Ğafiriz zenbi 2) Kabilit tevbi 3) Zit tavl. Ve bir de bunların arasında “şediydül ıkab” geçiyor. Burada lütfen merhameti görüp titremeye gayret edin ve işin ne kadar beşerî olmadığını yakalamaya çalışın. Evet, kul Allah’a hıyanet ederse azabı şiddetlidir, bu doğru. Ama bu bilginin mümine sunuluşuna bir bakın, etrafı nasıl merhametle örülmüş? Ayette bu şiddetli azabı anlatan “şediydül ıkab” ifadesini neredeyse göremiyoruz, çünkü etrafı üç müjde ile örülmüş: 1) Ğafiriz zenbi (günahları mağfiret edici). 2) Kabilit tevbi (tövbeleri, yönelişi kabul edici). 3) Züt tavl (lütfü ve ihsanı bol).
Allah’ın merhametini anlatan, hissettiren “ğafiriz zenbi, kabilit tevbi, şediydül ıkab, züt tavl” vasıfları “şediydül ıkab (azabı şiddetli)” vasfını aralarına öyle almışlar ki, bu vasıf onların arasında öyle kalmış ki neredeyse görünmeyecek…
Kur’an’da mümine, inanana Allah’ın şediydül ıkab oluşu anlatılırken etrafı öyle bir merhametle, öyle bir umutla çevrelenmiş ki, doğrudan “Allah gazab edicidir” demiyor ama kâfire diyor: Allah şiddetli azab edicidir. İşte bu mümin olana, Billahi manasıyla inanana Allah’ın Rahıym ismidir. Kâfire hitaben “Allah şiddetli azab sahibidir” derken o doğrudan Rahman ismidir. Çünkü Rahman’da Hakk ve adalet dengededir. Ama Rahıym isminde adalet aranmaz, oradaki ikramda adalet yoktur; o sırf nimet, lütuf ve hediyedir. Ayette “şediydül ıkab”ın mümine Rahıym ismi kapsamında nasıl sunulduğunu, etrafının merhametle nasıl sarıldığını fark edelim.
Bu vesileyle, yaşantımızla ilgili önemli bir ipucu ve hemen uygulayabileceğiniz çok önemli, çok önemli bir şeyi paylaşayım ki bu söyleyeceğimin ortası yoktur. Dikkat ederseniz konuları ele alırken hep korku ve umuttan bahsettik, bunu çok anlattık ve bunun dengesinden, öneminden çok söz ettik. Şimdi söyleyeceğim şey sistemde inanan için otomatiktir, kendiliğinden çalışan bir emirdir. Biliyoruz ki Allah “KÜN (OL) der FE YEKÜN (olur)”, bu kadar hızlıdır. Buna rağmen neden kendiliğinden çalışan bir otomatik mekanizma var bakın: İnanan için bu iş “Kün fe yekün”den de hızlı olsun diye! Bu yüzden emri önceden verilip otomatikleştirilmiş… İnanana bu kadar yakın… Otomatik kılınan bu emir nedir bakın:
İlk otomatik emir: Ne için Allah’tan çok korkarsan mutlaka seni korur. Ama ancak Allah’tan korkarsan çalışır. Eğer Allah’tan çok korkuyorsan, o şey neyse, ne için Allah’tan çok korkuyorsan, yaşantındaki o iş ne olursa olsun, Allah mutlaka seni korur. Öyleyse neden korkuyorsan hemen bir bak, test et kendini! “Ben hayatımda neden çok korkuyorum?” diye kendine bir sor. “Böyle yaparsam bana şöyle derler, ayetlerde önerilen gibi düşünür ve yaşarsam şöyle derler, şu kişi mevkimi, rütbemi alır” gibi korkular mı var? Olmamalı! Sahibin’den kork; Sahibin’e yönel. İşin adı ne olursa olsun Sahibi’nden korkarsan, O seni mutlaka korur.
İkinci otomatik emir şudur: Neyi çok umar da umut edersen ama yalnızca Allah’tan, onu mutlaka verir. “Şu tanıdık halledecek, bu tanıdığımız yapacak, şu kişiyi bulduk, hallediyoruz” değil, Sahibi’nden, Sahibin’den! Yalnızca Allah’tan, mutlaka O’ndan!
Demek ki: Neden çok korkuyorsan Allah korur, neyi çok umut ediyorsan Allah verir. Yalnızca Allah’tan korkuyor ve umuyor olmak şartıyla bu sistem şaşmaz, kesinlikle…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi