EDEP YA HU – KABA, CİMRİ, KİBİRLİ…

EDEP YA HU – KABA, CİMRİ, KİBİRLİ…

Her kulun ahirete götüreceği bir hesap dosyası vardır; “Ve la havle ve la kuvvete illa Billahil aliyyil aziym”i o hesap dosyasında cennete delil belgelerindendir. Manasını bilerek ve doğru idrakla söylemek gerekiyor. Bu cümleyi zikrullah olarak değerlendirmek, ancak “La” derken neyi reddettiğimizi doğru ve tastamam bilmekle mümkündür. Bu tastamam biliş Hakk idrak üzere hayal, fikir, düşünce, yorum, konuşma dili ve fiiller oluşturmayı gerektiriyor. “Ve la havle ve la kuvvete illa Billahil aliyyil aziym” zikrini esas manada söylemek bu şartlarda şekillenir, ancak o zaman o bir slogan olmaktan çıkar. Elbette bir slogan cümlesi gibi söylemenin de kendine göre sevapları var ama o söyleyiş derde çare değil, işi çözecek şey öyle söylemek değil. Nedir çözecek şey? Neye “La” diyor olduğumuzu tastamam bilmek, o bildiğimize göre hayal kurmak, o bildiğimize göre fikir ileri sürmek, o bildiğimize göre düşünmek, o bildiğimize göre yorum yapmak, o bildiğimize göre konuşmak, o bildiğimiz göre fiiller ortaya koymak! O zaman “ve la havle ve la kuvvete illa Billâh” zikrullahı o cennet ehlinden yaşanabilen bir hal olarak dışarı çıkar, o onun takva elbisesi olur… Bu yüzden, “Lâ” dediğiniz şeye iyi dikkat edin, iyi araştırın, onu iyi öğrenin. Hep diyoruz ki onu tastamam öğrenin, bilin… Kişi kafasından bir şeye “La” diyorsa olmaz. Hemen hep geçerli olan ölçümüze gelelim: Sizin “La” dediğiniz şeyi bir müşrik, bir Yahudi, bir Hristiyan da yapabiliyor mu, hatta yapıyor mu, tavsiye ediyor mu? Buna bakın! Eğer öyleyse, onları taklit ediyoruz demektir, bir yanlışımız var demektir…
Önceki yazımızda Rasulullah (SAV) Efendimizin “Size cennet ehlini haber vereyim mi? Her bir biçare addedilen zayıf kimsedir. Bu kimse, bir hususta Allah’a yemin etse Allah onun dileğini yerine getirerek tebrie eder ve hanis kılmaz.” hadisini tefekkür etmeye başlamış ve cennet ehliyle ilgili manalatı konuşmuştuk.
Rasulullah (SAV) Efendimiz bu hadisinde cehennem ehlini de tarif ediyor: “Onlar kaba, cimri ve kibirli kimselerdir”. Cennet ehlini tarif ederken kullandığı “addedilen” ifadesini burada kullanmadı Efendimiz (SAV); “cehennemlikler böyle addediliyor, öyle zannediliyor” demedi. “Kabadır onlar” dedi, “onlar cimridir, onlar kibirlidir” dedi. Nasıl ki duniHi ilahlar cennet ehline kişiliksiz, zavallı, biçare diyorlar, biz de duniHi ilahlara Efendimiz (SAV)’in öğretmesiyle, onun ağzından “kaba, cimri ve kibirli” kişiler diyoruz.
Cehennem ehli olan inkârcı duniHi ilahlar kabadırlar. Ancak bulundukları, yaşadıkları toplum tümüyle bu kabalığı yaşadığı için bunu fark etmezler, böyle bir kabalık onların rutini, normali haline gelmiştir. Hatta öyle normalleşmiştir ki bu kabalık, onlar bu kabalığa karşı sağır, kör ve dilsizdirler. Ancak onların da “kaba” dedikleri vardır, onlar da kendi ilahlık menfaatlerine göre kendilerince bir kabalık tanımlamışlardır. Ancak hadisin tarif ettiği kabalık çok farklıdır.
Cehennem ehli kabadır; çünkü onlar öncelikle Allah’a karşı saygısız, edepsiz olup sanki Allah yokmuş gibi davranırlar, Allah hakkında yalan söylerler, iftira ederler ve batıl hareketler sergilerler. Allah’tan ve Allah’ı hatırlatan her şeyden nefret ederler. Onların Allah’a bu nefretleri o kadar büyüktür ki, bu yüzden onlar O’na teslim olmuş kullara karşı merhametsiz, acımasız ve kabadırlar, Allah’a teslim olmuşların haklarını gasp etmeyi övünülecek hareket sayarlar. Çünkü: Cehennem ehli olanların nefslerini büründürdükleri ilahlık hissiyatlarının karşılığı bir kapasitelerinin olmaması onları kötü anlamda hırslı ve saldırgan yapar. Onlar kendilerinin ilahlıklarına bir alan açar ve bir güç oluştururlarsa hükmetmeyi ve şımarmayı ilahlıklarının ibadetiymiş gibi yaparlar. Bu duniHi ilahlara hayat görüşleri, fikirleri sorulursa ağız birliği yapmış gibi insan haklarından, adaletten yana konuşur, çevre korumacı ve demokrat olduklarını söylerler. Oysa bu kişilerin yaşantısını, heva ve heveslerini incelerseniz karşınıza kocaman bir kapitalist çıkar. Yine duniHi ilahların aile içi ilişkilerini, dostlarıyla ve iş arkadaşlarıyla ilişkilerini, hele de emirlerinde çalışanlar varsa bu ilişkilerini inceleyecek olursanız, bu sefer de karşınıza kocaman bir faşist çıkar. Elbette inkarcı duniHi ilahların da aralarında dobralar vardır; açıktan faşist olduklarını dünyaya ilan eder, kimileri ise satanist olduklarını doğrudan ilan eder. Daha nasıl kaba olsunlar?
Hadisteki bir diğer vasıf: Cehennem ehli cimridir. İnkârcı duniHi ilahlar ve diğer duniHi ilahlar esas infak dediğimiz infakı yapmazlar, yapamazlar; Allah’a teslim edilmesi gereken vechlerini sımsıkı tutarlar, ona sımsıkı tutunurlar. İlahlık hissiyatları ile oluşturdukları vechleri konusunda gayet cimri davranırlar ve kendi adları namına “BEN” deme konusunda arzulu, ısrarlı, inatçı olurlar yani cimrilikte inat ederler ve bu konuda birbirleriyle de yarışırlar. Dolayısıyla kendi adları namına söyledikleri “BEN”e ait olduğunu düşündükleri her türlü mal, mülk, güç, her ne varsa, bütün bunların da cimrisi olurlar. Ayrıca diğer duniHi ilahlara da hem Allah’a karşı hem de ilahlık kapasiteleri hakkında cimri olmayı tavsiye ederler. Mirasçılarına bıraktıkları en önemli öğütleri de bu ve benzeri şeyler olur.
Hadis biz bunu da öğretti: Cehennem ehli kibirlidir! Yani kendilerini kibirli zannederler, kibir sahibi olduklarını zannederler. Kendi adı namına “BEN” diyerek Allah’ın ilahlık kanunlarından olan Mütekebbir vasfını sahiplenip taklit etmeleri onları bu sınıfa sokmaktadır. Onlar işte bu özelliklerine dayalı hayat tarzlarıyla sebebiyle diğer insanlara karşı da kibirli gözükürler.
Allahım, cehennem ehline ait olan kaba, cimri ve kibirli olma hallerinden Sana sığınırız, ya Rabbi lütfen bizleri muhafaza eyleyiver. Ya Rabbi, bizleri cennetinle mükâfatlandırdığın, Sen’den razı, Sen’in de razı olduğun kullarından eyleyiver (amin)…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi