İKİ KAHRAMAN ŞEHİDİ ANARKEN (Üsteğmen BAHATTİN VE  Gedikli Erbaş CEMAL)

İKİ KAHRAMAN ŞEHİDİ ANARKEN (Üsteğmen BAHATTİN VE Gedikli Erbaş CEMAL)

Yıl 1922… Temmuz ayının 22. Günü… Birinci Dünya Savaşından kalan kırık dökük uçukla Akşehir’den havalanan uçakla keşfe çıkan Üsteğmen Bahattin ve Gedikli Erbaş (Astsubay) Cemal, Afyonkarahisar üzerine geldiklerinde karşılarına iki Yunan uçağı çıkar.

İki kahraman pilotumuz, düşmanın modern avcı uçaklarından birisini düşürür, ötekinin de peşine düşer. Peşlerine düştükleri düşman uçağının pilotu ise korkudan, ne yapacağını şaşırır ve kaçarken, Akarçay’ın sularına çakılır!…

Bahattin’le Cemal’in uçaklarının akaryakıtı tükendiği gibi, uçağın cephanesi de bitmiştir. İşte o sırada düşmanın başka bir yerden takviye gönderdiği, iki avcı uçağı ortaya çıkar!. Bu uçaklar Bahattin’le Cemal’in uçaklarını ateş altına alarak, Gazlıgöl civarında düşürdüler! Böylelikle iki genç subayımız, vatan ve millet uğruna şehadet şerbetini içtiler…

25 Temmuz 1922 günü Mevlevi Camii’nde muhteşem bir cenaze töreni yapıldı. Dergâhın sırma işlemeli puşideleri Bahattin ve Cemal Beylerin tabutlarının üzerine örtüldü. Cenaze namazı Paşa Camii’nde kılındı ve bu namaza yediden yetmişe, bütün Afyonkarahisarlı hemşehrilerimiz iştirak ettiler.

Cenazeler, önce Kadınana Mezarlığı’na, Kesikbaş Sultan Türbesi yanına defnedildiler. Kesikbaş Türbesi’nin yakınında ön cephesi demir parmaklıklarla çevrili olan şehitliğin parmaklıklarında iki tane kırık tayyare pervanesi takılı idi.

1933-36 yıllarında arasında, Afyonkarahisar Belediyesi, güzellikte ve özellikte ülkemizin hiçbir kentinde olmayan bir Asrî Mezarlık oluşturdu. Dolayısiyle, Bahattin ve Cemal’in aziz naaşları da bu mezarlığın ortasındaki anıt mezar niteliğindeki Hava Şehitliğine nakledildi. Asrî Mezarlık’taki anıt mezar, ilk olarak Bahaeddin ve Cemal Beyler adına yapıldı.
Şehitlik 1993 yılında restore edildi. Daha sonra şehit olanlar da buraya defnedildiler.

Türk Ordusu’nun çok kısıtlı imkânlarla Milli Mücadeleyi kazanmış olması, hâlâ askeri tarihçilerin inceleme konusudur. Nasıl olmuş ta, Mustafa Kemal’in bir avuç asker ve miadı dolmuş silahlarla, Başkomutan Meydan Savaşını kazanabilmiştir?…

Mustafa Kemal, bir yandan Ankara’daki Büyük Millet Meclisi içindeki muhalifleriyle mücadele veriyor, öte yandan Kocatepe’den başlatacağı Büyük Taarruz’un planlarını yapıyordu. O arada, düşman kuvvetleri sürekli takviye alarak, İzmir-Afyonkarahisar arasındaki alanda, silah ve cephane yığınağı yapıyordu. Üstelik hava kuvveti de, bizimkine oranla daha güçlü idi. Esasen bizim hava kuvveti olarak, 1. Dünya Savaşından kalma kırık dökük uçaklardan oluşan küçük bir filomuz vardı. Ama o küçücük filo, düşmana korkulu anlar yaşatıyor, zaman zaman düşman hava filosuyla kapışarak, zayiat verdiriyordu.
***
Aradan bir asırdan fazla zaman geçti. 26-30 Ağustos tarihlerinde kutlanmakta olan Zafer Haftalarında, şehitliği ziyaret edenler oluyor ama, Bahattin ve Cemal Beyleri pek hatırlayan olmuyor ve bu iki kahraman şehit için bir anma konuşması dahi yapılmıyor. Oysa onların şehit oldukları 24 Temmuz günü, her yıl bir törenle hatırlanmalı ve ruhları şâd edilmelidir.

Bir başka önemli konu da, iki aziz şehidin görevleriyle ilgili bilginin yanlış olduğudur. Bahattin Bey, üsteğmendi, ama Cemal Bey, Gedikli Erbaş, yani Astsubay idi. Bunun böyle yazılması gerekir. Başlangıçta bu böyle yazılır iken, sonradan, Cemal’in asıl rütbesinin değil de, onunda üsteğmen olarak yazılmasının sebebini ben anlayabilmiş değilim. Valilik, Belediye Başkanlığı veya Garnizon Komutanlığı (Hangi makam ilgili ise), bu hatayı düzeltmeli; Bahattin’in Üsteğmen, Cemal’in (bugün deyimiyle) Astsubay olduğu yazılmalıdır…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi