KENT KONSEYİ BAŞKANI ŞEMSEDDİN YASAN

KENT KONSEYİ BAŞKANI ŞEMSEDDİN YASAN

Kent Konseyi Başkanı Sayın Şemseddin Yasan’ı tanımam. O da beni tanımaz. Ama geçtiğimiz günlerde kırmış olduğu iki pot, onun bütün aile bireylerim tarafından da tanınmasına neden oldu…
Kırılan potlardan birincisi, İstanbul’da hayatını idame ettiren değerli hemşehrimiz Hüseyin Başkadem’in kişisel çabaları ile düzenlenmekte olan Uluslararası düzeydeki Caz Festivali’nin gereksiz olduğunu belirten konuşmasıdır!.. Zira, bu festival, şehrimizin sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde bir kültür kenti olarak tanınmasına neden oldu…
İkincisi ise daha da vahim bir hata olan, Yüceler Yücesi Atatürk’ün portresinin, Kent Konseyi logosundan çıkarılmasıdır.
Dört çocuğumun, beş torunumun, gelinlerimin, damatlarımın, torunlarımın çocuklarının vb. ortak haberleşme aracı olan WhatSapp sayfamızda, Sayın Yasan’ın kırdığı pot yani Konseyin eski ve yeni logolarının yayımlanması, beni tüm aile bireylerimin yanında utandırmıştır!… Utandım çünkü ben bu güne kadar evlatlarıma, yurdu, bayrağı, cumhuriyeti, Atatürk’ü ve dinimizi anlattım. Bugün, Afyonkarahisar Kent Konseyi’nin logosundaki değişikliğin nedenini benim izah edebilmem mümkün değildir…
Öğrendiğime göre Kent Konseyi Başkanı Şemseddin Yasan, yıllarını Milli Eğitim Ordusu’na hasretmiş bir öğretmen imiş. Yaşını bilmem ama herhalde o da, Çanakkale Savaşlarını, Kocatepe ve Dumlupınar zaferlerini, Millî Mücadele Kahramanı Mustafa Kemal Atatürk’ün kim olduğunu bilmektedir?…
Öyleyse, Şemsettin Hoca, neden, Atatürk’e karşıdır?…
Aslında bu kent konseylerinin herhangi bir yetkisi, yapacağı konuşmaların hiçbir öneminin olmadığını biliyoruz. Bunlar Belediye Başkanlıklarına danışmanlık yapmakta yükümlü olan oluşumlardır. Yapmaları gereken işler de şunlardır:
1.Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşehrilik hukuku ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak.
2.Sürdürülebilir gelişmenin sağlanması ve bu konuda ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik planların hazırlanması ve uygulanmasını sağlamak,
3.Kente ilişkin temel stratejiler ve faaliyet planlarının belirlenmesinde, uygulama ve izleme süreçlerinde tüm kenti kapsayan ortak bir aklın oluşturmasına katkıda bulunmak,
4.Yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcılığı, demokrasiyi ve uzlaşma kültürünü geliştirmek,
5.Kentin kimliğine ilişkin tarihi, kültürel, doğal ve benzeri değerlere sahip çıkmak ve geliştirmek,
6.Kent kaynaklarının etkili, verimli ve adil kullanımına katkıda bulunmak,
7.Sürdürülebilir kalkınma anlayışına dayalı kentin yaşam kalitesini geliştiren, çevreye duyarlı ve yoksulluğu giderici programları desteklemek,
8.Sivil toplumun gelişmesine ve kurumsallaşmasına katkıda bulunmak,
9.Çocukların, gençlerin, kadınların ve engellilerin toplumsal yaşamdaki etkinliklerini arttırmak ve yerel karar alma mekanizmalarında aktif rol almalarını sağlamak,
10.Kent yönetiminde saydamlık, katılım, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik ilkelerinin uygulanmasına katkıda bulunmak,
11.Kent Konseyinde oluşturulan görüşlerin değerlendirilmek üzere ilgili Afyonkarahisar Belediye Başkanlığı’na gönderilmesini sağlamaktır.
***
Şemsettin Bey Başkanlığındaki Kent Konseyi, bu güne kadar sıraladığım bu 10 maddeden, hangisini gerçekleştirmiştir?…
Şemsettin Bey, kırdığı potlarla, Afyonkarahisar halkının, yüzde kaçının takdirini, yüzde kaçının nefretini kazanmıştır?…
Benim babam Nasrattınoğlu, anam Kundakçıoğlu; eşimin babası Telekoğulları, anası Kasnakoğulları sülalesindendir ve bu aileler, Türkmen kökenli Türk oğlu Türk’türler…1930-40’lı yılların tüm seçkin din bilginleri, Dedem Kundakçıoğlu Salih Efendi’nin evinde toplanarak ilmî konuşmalar yaparlardı. Ben o ulemanın dizleri dibinde büyüdüm. 13-14 yaşlarında Çavuşbaş Camii minaresine çıkarak ezan okurdum. Müezzin Ahmet Hoca’nın izniyle, kimi zaman iç ezanı da okur, tespih çektirir, onun görevlerini üstlenirdim…Bunları yaparken de, Ali İhsan Sabis Paşa’nın sakalığını yapan, sülaleden Hasan Dedemin anlattığı millî mücadele hatıralarını dinlerdim.
Benim gerçek Afyonkarahisarlı hemşehrilerimin tamamı da benden daha fazla dinine bağlı ve “Elhamdülillah Müslümanım” diyen insanlardır. Bununla birlikte, hemşehrilerimin büyük çoğunluğu Atatürk’ü sever ve büyük Önder’e saygılıdır… Çünkü Atatürk, 20. Yüzyılın en büyük dâhisi, en büyük komutanı, en büyük devlet adamıdır…
Ne yazık ki, son yıllarda bir Atatürk düşmanlığıdır gidiyor. Bu düşmanlığı yapanlar da ne yazık ki, kendilerini Müslüman zannediyorlar. Oysa Atatürk kelleyi koltuğuna alarak, Anadolu’ya ayağa kaldırarak, Yurdu kurtarmamış olsaydı, Ülkemiz İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan egemenliği altında olacak ve ne camiler, minareler ve ne de ezan sesleri kalacaktı!…
Atatürk’e karşı olan bir kişi, Türk olamaz… O kişi “ben Türküm” diyorsa, Türklüğünü bizzat kendisi sorgulamalıdır…
Büyük ve kutsal dinimiz İslâm’ın tüm özelliklerini bilen bir kişi, Atatürk’e karşı ise, o kişi, Müslümanlığını bizzat kendisi sorgulamalıdır.
Günümüz Türkiye’sinde, elbette herkes Atatürk’ü sevmek mecburiyetinde değildir. Ama yalan yanlış bilgilerle ve iftiralarla Büyük Önder’e hakaret etmeye de hiç kimsenin hakkı yoktur.
Sözün özü şudur: Kent Konseyi başkanı olan Şemseddin Yasan derhal bu görevden ayrılmalıdır. Konseyin eski logosunun geçerli olduğu ilan edilmelidir… Aksi halde onun işlemiş olduğu manevi suçun ceremesini, Afyonkarahisar Belediye Başkanlığı çekecektir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi