DOLAR 18,4632 -0.09%
EURO 17,8340 0.45%
ALTIN 968,230,57
BITCOIN 3698906,75%
Afyonkarahisar
20°

PARÇALI BULUTLU

13:01

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

AŞAĞILARIN AŞAĞISI-1 – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
15 Aralık 2016 18:48
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Mustafa Yılmaz DÜNDAR 15 Aralık 2016 Perşembe 18:48:25
 

Ahseni takviym üzere yaratılan insan, dünya hayatı için esfele safiliyn’e reddedilince idrakı da Allah’ı hakkıyla bilebilme bakımından aşağıların aşağısına indi. Böylece insanda Allah’ı bilen ve bilmeyen vasıf oluştu. Kur’an bilen insanı Billahi algıda, yani ahseni takviym; bilmeyen insanı da Dunillah algıda, yani esfele safiliyn olarak tanımlamıştır. Dunillah algıya sebep ise insanın kendisini Allah’ın dışında bir mekanda sanmasıdır. Dunillah algı ile oluşan ilk zann ise “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiasıdır. Dunillah algı ve zann’larına göre bir hayat tarzının ahirette karşılığı cehennem yaşantısıdır. İnsan dünya hayatında iken Dunillah algı ve zann’larından kurtulursa, dünya ve ahiret azabından da kurtulmuş olur.
Bugün başlayan yazılarımızla, insanın “Kurtuluş Yolu”nu Kur’an’dan öğrenmeye ve paylaşmaya gayret edeceğiz, Biiznillah.
***
” Hakikaten Biz, insanı ahseni takviym üzere yarattık.” (Tin Suresi-4).
AHSENİ TAKVİYM en güzel surettir. Mealen böyle. Fakat bu mealle mânânın ne kadarını söylediğimizi aslında çok bilmiyoruz. Çünkü, konuştuğumuz, anlattığımız zaman ne söylesek, nasıl bir mana versek manasına yetişemeyeceğimizi göreceksiniz. Ama yine de “en güzel suret” Ahseni Takviym manasına yakın bir ifade… Ahseni Takviym en güzel surettir, ama “en güzel suret” nedir? Genellikle bu, insan vücudunun fiziksel yapısının ulaştığı son nokta gibi zannedilir. Değildir!
İnsanın Esfele Safiliyn algısını ele alacağımız yazılarımızın son kısmında, Kurtuluş Yolu üzerinde önemle duracağız. Orada; Rükȗ Hali ve Rükȗ’nun ne olduğunu göreceğiz inşaAllah…
Eğer Rükȗ’ya önem verirsek bir yorum yaparken, bir fikir ileri sürerken hemen “Allah” aklımıza gelir de korkarız, yanlış yapıyor olmaktan korkarız. O zaman zaten her türlü hal için de utanırız…
Bu yüzden dikkat edin lütfen; eğer Allah, insan vücudunun fiziksel yapısının ulaştığı son noktaya ve bu gibi şeylere “en güzel surette yarattık” derse veya biz böyle dersek Allah’a sınır koymuş olmaz mıyız? Daha iyisini yapamaz gibi! Bu çok insanca, çok beşeri bir bakıştır. “Teknolojide son noktaya geldik” denebilir, insan için bu söylenebilir ama Allah için “teknolojide son noktaya geldi” denebilir mi? Bu yüzden manalara bu gözle de bakmalısınız daima: Allah’a, mânâlarda, insanca yaklaşmak doğru olmaz. Bu yüzden Ahseni Takviym o değildir.
Ahsenii Takviym’in ne olduğunu anlamak için önce, Kur’an’ın neye “güzel” dediğini fark etmeliyiz.
Kur’an, Allah’ı hakkıyla bilmeye ve buna göre davranmaya GÜZEL demektedir.
O zaman EN GÜZEL SURET şöyle ifade edilebilir: İnsanın fıtratı, Allah’ı hakkıyla bilmeye, anlamaya ve buna göre yaşayabilmeye hazır olarak dizayn edilmiştir. ALLAH’IN İNDİNDE GÜZEL; Allah’ı İhlas Suresi’ne uygun, Kur’an’daki anlatıma uygun, Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in açıklamalarına uygun şekilde bilmek ve ona göre yaşamaktır. İşte insan buna müsait dizayn edilmiştir; Ahseni Takviym’in bir manası da budur. Böyle düşünürseniz zamanla başka manalar da yakalanır inşaAllah. Konumuz Esfele Safiliyn. Bu nedenle Ahseni Takviym manasının detayı üzerinde çok durmayacağız.
Allah’ın dileğinin İlmullah’daki bir sureti olan insan, İlmullah’da VAR GÖRÜNEN’dir, Varmış Gibi görünendir. İlmullah’da Allah’ın dileğinin bir sureti olan ve Varmış Gibi görünen bu insanın bazı ana özellikleri vardır, onları şimdilik yalnızca isimleriyle görüp onlarla vehmi tarif edeceğiz:
•    Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu
•    “Kendinde Kendine Göre Var” oluşu
•    NEFS’i
•    “Birbirlerine Göre Var” oluşu
•    “Muhtariyeti Tercih Gücü” yetkisi
Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu ile, önce “Kendinde Kendine Göre Var” oluşuna BEN demesi; sonra “Birbirlerine Göre Var” oluşuna BEN demesi; “Birbirlerine Göre Var” oluşların görüntü oluşturması; bu görüntülerin “Kendinde Kendine Göre Var” olan ile algılanması; ve “Müstakilen Var” hissi ve görüntüsü… gibi olayların cereyan etmesine sebep olan bütün Esma’ül Hüsna Kanunları’nın hepsini kapsayan mekanizmaya VEHİM denilmiştir.
AŞAĞILARIN AŞAĞISI’NA DÜŞÜŞ
“Sonra onu esfele safiliyn’e reddettik (döndürdük).” (Tiyn-5)
Konumuzun temel taşlarını oluşturacak mananın birincisi bu tanımdadır; Esfele Safiliyn.
“Esfele Safiliyn”le ifade edilen mana nedir, Kur’an ayetlerinin tümüne bakarak bunu anlamaya çalışacağız. Ama şunu belirtelim ki, Esfele Safiliyn; öncelikle sanıldığı gibi, madde boyutu, tabiat şartları, dünya hayatı, moleküler yapı ve bunun gibi tanımlar değildir.
Asıl olan “Hissetmek”tir. Görüntüler ile meşgul olmak, görüntüleri asıl sanmak, görüntülerin oluşturduğu sahte algıları “Hissetmek” sanmak insanı doğru sonuca ulaştırmaz. Cereyan eden olayların esası, HİS ve HİSSETMEK ile ulaşılan mertebe olan İDRAK üzerinden yürür, idrak üzerinden seyreder. İdrak üzerinde yürüyen asıl seyrin perdelenmesi, “görüntülerin oluşturduğu algıların gerçek olmayışı” ve “bu algıların oluşturduğu hissin gerçek olmayışı”ndandır. Görüntülerin oluşturduğu algı ve algıdan kaynaklanan hislerin sahte olduğunu insan ancak gerçek his olan “Kayıtlı Kendini Hissetme” duygusunu tanıyıp da iki hissi kıyaslayabildiğinde anlayabilir. Aksi halde kendi sahte algı ve hislerini gerçek ve doğru yol sanacaktır…
Dikkat ettiyseniz tanımı yaparken “Var Görünen” ifadesini kullandık; “Var” demedik. Var Allah’tır. Allah “VAR” ise yarattıkları, bizler, “Var Gibi” görünenleriz. Dolayısıyla, bir kişi bu görüntüleri “gerçek”, onlardan kaynaklanan duyguları da “gerçek his” zannederek hayat tarzı oluşturursa yanılır. Bizi bu hususta ayet uyarıyor:
“Tekasür (görüntünün oluşturduğu çokluk algısı ve hayali) sizi aldatıp meşgul etti/oyaladı.” (Tekasür-1)
Bu durumda; “Ahseni Takviym” özellikli yapı, bu özelliğini muhafaza ederek; ancak bunu fark etmeyecek şekilde, kendisini “Esfele Safiliyn” özellik içerisinde buldu.
“Fark etmeme” vurgusunun maksadını biraz açalım. Esfele Safiliyn özellik, insanın yapısına o derece hâkimdir ki, sanki o yapıda Ahseni Takviym özellik yok gibidir, bu derece hakimdir. Esfele Safiliyn hal bu hayata başlangıç şartlarındandır, insanın dünya hayatına başlangıç şartı Esfele Safiliyn’dir. İdraktaki Hakk seyir ile birlikte Esfele Safilyn’in maskesi düşer ve Ahseni Takviym önce fark edilir, sonra da hâkimiyet ona geçer. İsterseniz bu manayı biraz açalım: İnsana “Ahseni Takviym” hakim iken; Allah’ı hakkıyla biliyor ve bu duruma göre davranıyordu. “Esfele Safiliyn”e döndürüldüğünde ise, kendisini Allah’ı hakkıyla bilemeyen bir algı çerisinde buldu. Esfele Safiliyn’le ilgili mananın ilk açılımı budur: İnsana “Ahseni Takviym” hâkim iken; Allah’ı hakkıyla biliyor ve bu duruma göre davranıyordu. Ne zaman “Esfele Safiliyn”e döndürüldü, o zaman Allah’ı hakkıyla bilemediği bir algıda yaşamaya başladı. Peki, onda “Esfele Safiliyn” algısına yol açan neydi, yani Allah’ı hakkıyla bilemeyen bir algıya sebep neydi?
Lütfen bu cümlenin altını zihnimizde çizelim: İnsana Ahseni Takviym hakim iken; insanda Allah’ın dışı, dış tarafı, dışarısı varmış gibi bir yanlış intibası, algısı yoktu; Allah’ı hakkıyla biliyor ve bu duruma göre de davranıyordu.
ALLAH’I HAKKIYLA BİLMEK, O’nu Tevhid gerçekleri içerisinde bilmektir, İhlas Suresi bilgisiyle bilmektir; bu sebepten, bu biliş ve hal “GÜZEL” ile ifade edilmiştir. Efsele Safiliyn’e döndürüldüğünde ise, insanda “Allah’ın dışı algısı” oluştu. Lütfen, şimdi ve ilerleyen yazılarımızda yapacağımız açıklamaları Tiyn Suresi 4 ve 5. ayetlerin meali gibi değil de o ayetleri kolay anlamamıza bir destek anlatım olarak kabul edin.
Şöyle diyelim: İnsan gerçekten “Allah’ın dışı yok” diye bilerek yaratıldı, sonra “Allah’ın dışı var” düşüncesine atıldı. Yani: Ahseni Takviym üzere yaratıldı, Esfele Safiliyn’e reddedildi, o idraka itildi, atıldı.
***
İnşaAllah yarın devam etmek üzere Allah’a emanet olunuz.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.