DOLAR 18,6415 -0.01%
EURO 19,5066 -0.08%
ALTIN 1.061,680,05
BITCOIN 317384-0,14%
Afyonkarahisar

KAPALI

06:35

İMSAK'A KALAN SÜRE

Destanın sonu değil, başlangıcı – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
27 Ağustos 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Sezer Küçükkurt 27 Ağustos 2013 Salı 03:00:00
  Ne yazık ki gün geçtikçe Büyük Taarruz ve Büyük Zafer’in heyecanını biraz daha kaybediyoruz. Taşıdığı önemi biraz daha unutuyoruz.
Oysa Şair’in “Yardım et, çünkü bu son ordusudur İslam’ın” sözlerinde mana bulan ordu değil miydi bu zaferi kazanan?
Daha önce yazdık, bugün tekrarlıyoruz:
Bundan 91 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk’ün sevk ve idaresindeki ordumuz, Anadolu’daki Yunun işgalini sona erdirmek üzere Büyük Taarruz’u başlattığında yalnız İzmir-Afyon havalisi değil, İstanbul da işgal altındaydı. Ülkede bir ekonomik faaliyetten söz etmeye imkan yoktu. Sanayimiz, basit bazı çırçır fabrikalarından ve ilkel dokuma tezgâhlarından ibaretti.
Bütün olumsuzluklara rağmen Türk Ordusunun kendisinden sayıca ve silahça daha üstün olan Yunan Ordusunu 30 Ağustos’ta bozguna uğratarak olağanüstü bir hızla İzmir’de denize döktüğünü bütün dünya hayranlık ve şaşkınlıkla izlemişti.
Aynı zamanda bir askeri deha olan Atatürk büyük bir taarruzla düşmanı yok etme kararını 1922 Haziranında vermişti.
Bu kararını büyük bir disiplin ve gizlilik içinde sadece Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Milli Savunma Bakanı Kazım Paşa ile paylaştı, değerlendirdi.
Gizlice ilan edilen seferberlikle artık eli silah tutan herkes askerdi. Her askerin adı da Mehmetçik’ti.
Yunan Ordusunun makinalı tüfek, top, uçak, cephane ve teknik malzeme bakımından üstün olması artık hiç mi hiç önemli değildi.
Anlatırken “dile kolay” gelecek ama, bir destan şöyle gerçekleşti.
28 Temmuz’da ordu komutanları bir futbol maçı gerekçesiyle Akşehir’e çağrıldı. Ancak o gece büyük taarruzun teferruatı konuşuldu. Komutanlara direktifler verildi.
6 Ağustos’ta ordulara gizlice taarruz için hazırlık emri verildi.
13 Ağustos’tan itibaren orduda sevkiyat başladı. Birliklerimiz gece yol aldı, gündüzleri gizlendi.
17 Ağustos’ta Mustafa Kemal Paşa gizlice Ankara’dan bir otomobil ile Akşehir’e, 24 Ağustos’ta da Şuhut’a geçti.
25 Ağustos 1922 günü artık her şey hazırdı. 26 Ağustos sabaha karşı Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa ve Fevzi Paşa ile muharebeyi idare etmek üzere KOCATEPE’de yerini aldı.
Ulusumuzu zafere taşıyacak olan Büyük Taarruz 26 Ağustos sabaha karşı 04.30’da Kocatepe’den başladı. Çoğunlukla süngü hücumları ve insan üstü çabalarla gerçekleşen Büyük Taarruz’un ilk iki gününde düşmanın Karahisar’ın güneyinde 50 km. ve doğusunda 20-30 Km. uzunluğundaki cepheleri düşürüldü. Ordumuz 15 günde savaşarak tam 450 Km. ilerledi.
30 Ağustos 1922 Çarşamba günü taarruz Türk Ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı. Düşman ordusu dört taraftan sarılarak yok edildi.
Yaşanılan herhangi bir askeri zafer değil, bir imparatorluk enkazından yepyeni bir devlet kurmayı mümkün kılmış bir zaferdir.
Bu zafer, Sevr’deki parçalama ve istila emelleri peşinden koşanların planlarının suya düştüğü, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine de silinmeyecek bir damga vuran bir zaferdir. Bu muazzam zafer milletimizin hürriyet ve istiklal inancının ölümsüz bir göstergesidir.
Büyük Taarruz ve sonunda Büyük Zafer Türk Milleti’nin dünyaya meydan okuyuşunun, esarete girmeyeceğini yeniden ilan edişinin en güçlü ifadesidir.
Afyonkarahisar’ın ev sahipliği yaptığı bu savaş ve zafer, aziz milletimizin kahraman ordumuzla kenetlenerek, bağımsızlığımızı, özgürlüğümüzü ve yurdumuzu korumak için verdiği bu kutsal mücadele, onun imanının, yüceliğinin, haksızlığa ve dayatmalara boyun eğmeyen yapısının, vatan sevgisinin yansımasıdır.
Büyük Taarruz ve Büyük Zafer bir destanın sonu değil, başlangıcıdır.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.