DOLAR 18,5449 0.19%
EURO 18,2018 0.18%
ALTIN 993,620,60
BITCOIN 3599610,67%
Afyonkarahisar
23°

AÇIK

12:59

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

KADER KONUSUNU ANLAYABİLMEK -18-

ABONE OL
25 Mayıs 2019 12:26
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Mustafa Yılmaz DÜNDAR 25 Mayıs 2019 Cumartesi 12:48:15
 

Konuşma dilimizi Hakk yola çevirmek için nasıl bir yöntem izleyeceğimizi 8. Maddede sıralamaya başlamıştık. Birinci madde “Zann’lara dayalı fikir ileri sürmekten, iddiada bulunmaktan sakınmak”tı.
2) Kıyas cümleleri kurmaktan sakınmak
Hakk manalı kıyas yapmayı öğreninceye kadar her türlü kıyas cümlesinden mümkün olduğunca sakınmak gerekmektedir. Tehlikeli olan; duniHİ algı ve zann’ları hâkim olan bir Sadr ve beyin ile kıyas nimetini kullanmaya çalışmaktır. Çünkü duniHİ algı ve zann’larının hâkim olduğu Sadr ve beyin ancak “nefret kökenli kıyas” yapar ve bu kıyasın bir adım ötesi “göz dikmek”tir. Bu konuda detaylı bilgiyi “Şeytanın Avukatı” kitapçığında bulabiliriz. Nefret kökenli kıyas, “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiasında bulunan ilah hissiyatlı insanların tanrılar savaşıdır. Tanrılar savaşı, “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiasındaki insanların o kadar normal bir yaşantısı olmuştur ki onlar bu savaşa “hayat mücadelesi” diyerek kendilerini kandırırlar.
Ta-Ha Sûresi 31, Kehf Sûresi 28, Tevbe Sûresi 55, Tevbe Sûresi 85, Hud Sûresi 113, Hicr Sûresi 88, Nisa Sûresi 32. Ayetler, inananları “nefret kökenli kıyas” yapmamaları ve “göz dikmeme”leri konusunda uyarmaktadır.
“Kazanılmış Değişim”i Hakk yolda gerçekleştirmek isteyenler için “nefret kökenli kıyas” ne derecede tehlikelidir? Oysa “Kazanılmış Değişim”i batıl yolda tamamlamak arzusunda olanlar için, bunun nasıl bir kaçınılmaz fırsat olduğunu anlamak için birkaç hadis görelim.
Hz. Aişe (r.a.) validemiz Rasulullah (SAV) Efendimize Hz. Safiye (r.a.) validemizin boyunun kısalığından söz eder ve Efendimiz (SAV) Hz. Aişe (r.a.) validemize şöyle cevap verir: “Ya Aişe, öyle bir şey söyledin ki bu söylediğin denize karışsa deniz kirlenir.”
Hadisi incelediğinizde yapılan kıyas, yaşadığınız günlük hayat içerisinde çok basit, sıradan ve daha ilerileri sıkça yapılan olarak görülür. Dikkat ederseniz görürsünüz ki tehlike çok normalleşmiş!
Ayrıca bir başka hadiste Rasulullah Efendimiz (SAV) buyurdular ki: “Eğer dünyaya gereğinden fazla bağlanmazsan Allah seni sever, insanlara verilenlere göz dikmezsen insanlar da seni sever.”
3) Her türlü suçlama içeren cümle kurmaktan sakınmak
“Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiasında bulunan insanın farkında olarak veya olmayarak en çok kızdığı, en çok sevmediği, hatta çevresinde bulunmalarından rahatsız olduğu şey yine “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiasında bulunan ve bu iddiayı ortaya koyan diğer insanlardır. Çünkü bir ilah diğer bir ilahı kabullenemez. “İlah hissiyatlı olanlar topluluğu” daim bir mücadele ve kavganın içerisindedir. İşte “tanrılar kavgası olan bu yaşantı” içerisinde insanların en önemli silahları, diğer bir insanı veya bir şeyi suçlamaktır. Böylece küçük düşürme, noksan gösterme, susturma, çaresiz hale getirme, itibarsızlaştırma, pişmanlık yaşatma gibi şeyleri hedeflerler ve bu hedefleri gözetirken başkasını veya başka şeyleri suçlayarak, kendi itibarını kurtarma gayreti de sergileyebilirler.
Aslında bu suçlama yöntemi, hesap günü Rabbine karşı kendisini masum göstermek isteyenlerin başvuracağı yöntemin dünya hayatındaki izidir. Kişi bu suçlama yöntemiyle hesap gününde anne ve babasını dahi suçlamaktan çekinmeyecektir. Ancak bu suçlama yöntemi hesap günü bir itibar görmeyeceği gibi, dünya hayatında da Hakk yolda “Kazanılmış Değişim”i hedefleyenler için yanlış bir konuşma tarzıdır. Onun beyinde fonksiyonsuzlaştırılması gerekir.
“Onu söyleme, bunu söyleme, aman dikkat et, öyle deme!” denildiğinde, kişi “peki, derdimi nasıl anlatacağım?” derse, ona “sen anlatmaya gayret et” deriz. Çünkü başka bir anlatma yolu bulacaksınız ve bulacağınız bu yol daha saygın cümleler içerecektir. Sonuçta kişi her konuşmasını Allah ile ilişkilendirmeyi öğrenir ki bu durumda her konuşma “dua” niteliği kazanır, böylece insanlar “daim Allah ile” olurlar.
Bir hadisten öğreniyoruz ki Rasulullah (SAV) Efendimiz “Konu eğer şeytan ise siz yine suçlamayın, suçlayıcı cümle kurmayın.” diye bizi uyarmaktadır. Hadis şöyle: Rasulullah (SAV) Efendimiz bir gün devesinin terkisine binmiş bir kimseye öğüt veriyordu: “Sen üzerindeyken bineğin olan hayvan tökezleyecek olursa, sakın ‘kahrolasıca şeytan, sen yaptın’ deme. Çünkü böyle söylersen o ��eytan bir ev kadar oluncaya kadar büyüdükçe büyür ve ‘kendi kuvvetiyle yaptığı’nı söyler. Ancak sen şöyle söyle: Bismillahirrahmanirrahim. İşte şimdi o şeytan muhakkak ki bir sinek oluncaya kadar küçülür.”
Suçlama cümlelerinde insan, Esfele Safiliyn formatın tabiatı ve görevi gereği Allah’ı devre dışı bırakmaya çalışır ve cahil insan bilerek veya çoğu kere bilmeyerek Esfele Safiliyn’in bu hamlesinin uygulayıcısı olur, yani “ve la havle ve la kuvvete İlla Billâh” kuralına muhalefet eder, insan bunu fiilleriyle yapmış olur. Bu ve diğer birçok sebeplerden dolayı “ve la havle ve la kuvvete İlla Billâh” çok önemli bir Zikrullahtır ve insan için “cennet vesilesi” niteliğindedir.
4) Şikâyet niteliğindeki her türlü cümleden sakınmak
Suçlamaları yakınma ve kınama içerikli cümleler haline getirirseniz şikâyet cümleleri oluşur. Şikâyet; şekavet ehlinin yani şakinin dili, konuşma tarzı manasınadır. Aslında mana böyle olunca izah da gerekmez ama… Esfele Safiliyn format gereği insanın dili, şikâyeti çok sever ve şikâyet ettikçe Esfele Safiliyn format rahatlığını “Oh be, rahatladım” diyerek itiraf eder. Unutmayın ki şikâyet diline Kader Manası kapalıdır, Hakk yolda Kazanılmış Değişim kapalıdır. Çünkü şikâyet dili, gerçek manada şükretmekten perdelidir. Şikâyet dilinin dile geldiği insanda heva ve hevesiyle ilgili menfaatleriyle uyumlu sahte bir şükür veya teşekkür mekanizması gelişmiştir. Ey insan! Bilmelisin ki şikâyet dilinin altında yatan esas unsur Allah’tan nefrettir. Çünkü Esfele Safiliyn format, Allah’tan nefret üzerine bina olmuştur. Şikâyet dilini alışkanlık haline getiren insan Allah’a olan nefretini; Allah’ın kurallarını karalayarak, onlarla didişerek, onları inciterek de sergiler de cahil olduğundan farkında bile olmayabilir.
5) Hakk olmayan halleri aklayan cümlelerden sakınmak
Bazı insanlar Hakk olmayan halleri bilerek bilinçli ve bir plan dâhilinde aklarlar ki onlar Kazanılmış Değişim’lerini batıl yolda tamamlamak isteyenlerdir. Bu gruba giren insanlar bu anlatımın muhatabı da değildir. Bazı insanlar bu aklamayı kendileri açısından yaparlar; bir hatalarını örtmek, vaziyeti kurtarmak için yapabilirler. Bazı insanlar da bu konuda o kadar maharet sahibi olur ki kendisi de bu yeteneğinin farkında olduğu için, vaziyeti kurtaracağını bildiğinden hatalarla yaşar, hatalarda kolaylık ve alışkanlık yaşar. Bazı durumlarda da insanlar Esfele Safiliyn’in sahte vicdan oyununa düşer ve önem verdiği veya sevdiği bir insanı kendisince temiz göstermek için yapar. Ama bütün bu sebepler ve davranışlar kişinin Nefs-i Levvame halini bozar ve kişi Kazanılmış Değişim’i Hakk yolda başlatamaz, başlatsa bile ilerleyemez ve durmadan başa döner. İçine düştüğü bu kısır döngüyü fark ederse de bir türlü sebebini bulamaz. Ancak bilinmelidir ki Hakk olmayan halleri aklamak tamamen bir şeytan yöntemidir.
Bakara 42: “Ve Hakk’ı batılla karıştırmayın. Bilip dururken Hakk’ı gizliyorsunuz.”
Necm 32: “Bunun için kendinizi temize çıkarmayın, batıl halinizi savunmayın.”
Nisa 105: “Hainlerin savunucusu olma.”
Nisa 107: “Kendi nefsine hainlik edenleri savunma.”
Nisa 109: “İşte siz, dünya hayatında onları (hainleri) savundunuz, onlar için bir mücadele ettiniz diyelim, ya kıyamet günü onlar için Allah’a karşı kim mücadele verir? Yahut onlar üzerine kim vekil olur?”
Öncelikle yapmamız gereken, konu ne olursa olsun, kendimizle veya başkasıyla ilgili yanlışı örtmeye gayret eden beyin hücrelerimizi fonksiyonsuzlaştırmaktır.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.